Kimi parklara sığınmış, kimi evlere, Ben sığınaksızdım. Oysa iliklerime işleyen ipince Bir yağmurdu yalnızlık. Ansızın bir deprem başladı benliğimde, Çığ düştü yüreğime, Çiçeklensin diye ıssızlığım, Seni kuşandım. Kimi sarhoşluğa dadanmış, kimi yarhoşluğa, Beceremedim hiçbirini. Bir türkü tutturayım dedim, olmadı, Yüreklensin diye güçsüzlüğüm, Seni kuşandım. Kimi kahramanlığa bürünmüş, kimi vurdumduymazlığa, Bense korkaktım, zayıftım, üşüyordum, Aynalardan bile ürküyordum. Işısın diye tenimdeki can, Seni kuşandım, seni kuşandım, seni kuşandım
Gözlerinizi, kulağınızı, kalbinizi, beyninizi, kapılarınızı, pencerelerinizi, vicdanınızı... Kapatmayın güzelliklere, umuda, sevgiye, hayal gücüne, dayanışmaya, barışmaya ve umut etmeye... Varsın dünyanın her yerinden kötülük ve acı yağsın... Siz yine de umudunuzu diri tutun. Ve hala nefes alırken, bu hayata güzellik katacak şeyler yapmaya devam edin.
BABA ile OĞUL *Çocuk koşarak babasının yanına geldi, “Baba! Baba!” diye bağırdı, “Annem yüzünü Kızılderililer gibi boyamaya başladı. Savaşa hazırlanıyor galiba. Dikkat et!” o ** *Çocuk, babasına, “Baba, kadınlar gözlerini niye boyuyorlar?” diye sordu. Babası içini çekerek konuştu, “Erkeklerin gözlerini boyamak için.” ** *Baba, oğluna öğüt veriyordu: “Hayat deniz gibidir oğlum. Dış görünüşüne aldanma sakın. Dikkat etmezsen boğulursun. Kadınların güzelliklerine de kanma ha! Ne yılandır onlar…” Oğul dudak bükerek, “ İyi ama baba, daha önce denize düşen yılana sarılır, diyen sen değil miydin?” dedi. *** *Çocuk, babasına bir kardeş istediğini söyledi. Baba, “Annene söyleyeyim öyleyse” dedi. Çocuk itiraz etti, “Hayır, söyleme baba. Anneme sürpriz yapalım.” *** Çocuk, babasına, “Düğünde erkekler niye siyah, kadınlar niye beyaz giyiyorlar acaba?” Baba, “Niye olacak? Kadını kocanla iyi geçinemezsen kara günler seni bekliyor, erkeği de karına iyi davranırsan ak günlere kavuşursun, diye uyarmak için…”
Ağlatmamalı aşk Güldürmeli yüzümüzü Gül bahçesine çevirmeli Özümüzü... Dağıtmalı kara bulutlarımızı Yeşertmeli gönlümüzü Öyle bir yerleşmeli ki benliğimize Sevinç ve neşe Üzüntü, acı girememeli içeriye Dolup taşmalıyız güzelliklerle Ondan ayırmamalıyız yönümüzü Başımızda esen sevda yeli Şiire döndürmeli öykümüzü
Bazıları aşkla hoşlanmayı karıştırıyorlar Bence yüzümüzü ve gönlümüzü güldürmüyorsa kin ve nefret ateşini söndürmüyorsa özveride bulunmuyorsa yarini kendisinden çok sevmiyorsa o aşk değil, hoşlanmadır sadece
"76 yaşında Richard Gere'in söylediği,yalnızca yaşlanmaktan korkanların değil,herkesin duyması gereken sözler Yaşlılık sadece kırışıklık değildir. Sadece beyaz saç da değildir. Kimlikte yazan bir sayı hiç değildir. Asıl yaşlılık, hayatın peşinden durmadan koşmak yerine onu yaşamayı öğrendiğiniz andır. Evet, beden değişir. Yüz, gençlikteki gibi kalmaz. Hareketler yavaşlar. Ayna ise gerçeği her zamankinden daha açık gösterir. Ama zamanın elinden alamadığı bir şey vardır: Kalp. Çünkü kalp, beden gibi yaşlanmaz. İlk sevgiyi, ilk hayali, ilk acıyı, ilk kaybı ve dünyayı kucaklamak istediğiniz o ilk sevinci hep hatırlar. Ruhun yaşı yoktur. Yıllar geçtikçe belki de en önemli gerçeği anlarız: Her yaş, yaşanması gereken doğru yaştır.
Aşkın mucizeleri Aşk yıkar arıtır hepimizi Aşk parlatır ışıklandırır gözlerimizi Aşkla sıyrılırız bencilliğimizden Sırf kendimizi düşünmekten Aşk tutar elimizden Tam uçuruma düşecekken Aşktır kurtaran yalnızlık cehenneminden Issızlıktan kimsesizlikten Aşktır kuruyup gitmemizi önleyen Gönlümüze su serpen Sekizinci bir renktir aşk Süsler düşlerimizi Yaşamak güzelleşir aşkla Özleyiş özelleşir Umut devleşir Aşkla temizleniriz çerden çöpten Tüm kirlerimizden Ama bu kadar özveri karşılığında Sevmek sevilmektir tek dileği Başka bir şey beklemez bizden Erhan Tığlı
- Alçakgönüllü olmadan bilgiye ulaşılmaz. Alçakgönüllü olan yavaş yavaş güçlü kudretli olur. Kendilerini korkulardan arındıranlar ancak gerçekten alçakgönüllü olabilir. Alçakgönüllü olmak, yüreğiyle yürümek demektir. Alçakgönüllü olmak, sevgi dolu olmak demektir.
Sevmek, Bir omuza yıllarca baş koymaktır, Bütünleşmektir. Sıkılmadan hayatı paylaşmaktır. Sevmek bir eylemdir, İki varlığın birbirine özünden bağlanmasıdır. Sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevmek bir şeyin “içinde olmaktır” bir şeye “kapılmak” değil… Sevmek almak değil, bir şeyler vermektir…